Mustafa Binol ile Söyleşi

0

Enderun Liseleri olarak başlatmış olduğumuz “Konya’nın Başarılı Simalarıyla Söyleşiler” projesinin ilk konuğu ödüllü fotoğraf sanatçısı Mustafa Binol , öğrencilerimiz Recep Tayyip Gülşen ve Deniz Güzel’in sorularını yanıtladı. Keyifle okuyacağınızı umuyoruz.

Mustafa BİNOL , kısaca sizi tanıyalım?

1975 Seydişehir doğumluyum. Konya Büyükşehir Belediyesinde çalışıyorum. Evli ve 3 çocuk babasıyım. Fotoğrafçılık önceden benim için hobiydi. Şimdi ise fotoğraf eğitimi veriyorum daha da önemli hale geldi. Ülkem için şehrim için faydalı olmak adına çabalıyorum. Bir iz bırakmak adına.

İlk fotoğraf makineniz hangisiydi?

Sevgili Mustafa Akgün hocamın öğrencilerinden biriydim. O zaman gitmiş olduğum fotoğrafçılık kursunun sonlarına doğru almış olduğum bir makinem vardı. Tabiî ki makine almak şuana göre daha zordu. 20 kişilik grupta 4-5 kişide dijital fotoğraf makinesi vardı. Kursun sonuna doğru Sayın Mustafa Akgün hocam dan 1984 model analog bir makine önerdi ve ben o makine ile fotoğraf başladım. İlk makinem buydu, 2009 da ulusal fotoğraf yarışmasından aldığım bir ikincilik ödülü sayesinde dijital makine alma imkanım oldu.

Fotoğraflarınızda genelde hangi türe önem veriyorsunuz ? Neden ?

Fotoğrafa kursuna ilk başladığımda vakit geçirmekti niyetim. Çektiğim fotoğraflara hocamın övgüleri ile fotoğraf çekme arzusu çoğaldı. Önceleri doğa manzara fotoğrafları çekmeyi istiyordum. Ama bu işin içine girdikçe alanımı belirlememde hocam Mustafa Akgün beyefendinin fotoğraflarından etkilenerek insan fotoğrafı çekmeye başladım. Genelde insan portresi, çalışan insan, emek veren insan gibi fotoğraflar çekmeye başladım. Arşivimin yüzde doksanlık bir kısmı bu tarz fotoğraflar. Artık içinde insan barındırmayan fotoğraflar neredeyse çekmiyorum.

Fotoğraflarınızı çekmeden önce bir hazırlık yapıyor musunuz? Yoksa sadece anı mı yakalıyorsunuz? Bu konuda yeni başlayanlara tavsiyeleriniz olabilir mi?

Fotoğraf çekerken ilk olarak gözlemleme yaparım. Testici , kalaycı , hattat ve benzeri sanatkar ustaların fotoğraflarını çekmeden önce onlarla tanışmaya daha çok önem veririm. Burada amaç bir samimiyet ortamında daha etkili fotoğraflar üretmek için bu vesile ile bir çok zaatkar ustalarımızla samimiyetimiz ve bir dostluğumuz oluşuyor. Bu emek ve çabanın sunduğu imkânlardır. Öncelikle insanın kendini anlaması, neyi sevdiğini ve nelerden hoşlandığını bilmesi gerekir. Fotoğraflayacağınız bir insan portresiyse öncelikle sohbet etmek daha önemlidir benim için.

Fotoğrafın verdiği haz , bakan kişinin görsel yeteneği ve kültürüyle mi sınırlıdır sizce?

Fotoğrafçılık her insana güzel gelir. Fakat bir sanatkâr bu güzellikten daha büyük zevk alır. Ben öğrencilerime fotoğraf çekmeden önce nasıl kurgulayacağını, nasıl çekileceğini anlatıyorum. Güzel göreceli bir kavramdır. Fakat güzel fotoğraf öyle değildir. Fotoğraf güzelse herkese göre güzeldir. 10 yaşındaki bir çocuğa göstersek de güzeldir, 70 yaşında bir ihtiyara göstersek de güzeldir.

Fotoğraflarınızı sergilemek üzere internet üzerinde kullandığınız belirli siteler var mı? Fotoğraflarınızı sosyal medyada paylaşıyor musunuz? Ya da sosyal ağlarda aktif birisi misiniz?

İnternet ve sosyal medyada 2 senedir aktifim. Çok fotoğraf paylaşmayı sevmiyorum. Makineyi eline alan herkes fotoğraf sanatçısı oluyor buda karaktersiz bir sanat algısı meydana getiriyor. Kişilerin derdi bir anda popüler olmak niyetinde. Burada yapabileceği en iyi sanatta fotoğraf çünkü makineye ulaşmak kolay birde kendi algısı yoksa herhangi bir kişiden bir sanatkârdan gördüğü karenin benzerlerini üreterek bir iş yapma edası ile geziniyor kişiler. Bu yüzden sosyal medyada ve farklı ortamlarda tescillenmemiş fotoğraflarımı paylaşmıyorum.Ben fotoğraflarımı kendi arşivimde tutarak değerlendirilmesini daha mantıklı buluyorum yeri ve zamanı gelince kullanmak daha etkili ve kazançlı oluyor.

Size ilham veren isimler kimler peki ? Daha çok kendinizi bulduğunuz isimler?

2006 yılında KOMEK’te gördüğüm bir afişle fotoğrafa başladım. Sayın Hocam Mustafa Akgün’ün desteği ile bu günlere geldim. Benim en büyük ilhamım Mustafa Akgün’dür. Ama imrendiğin fotoğrafçı varmı derseniz evet Steve McCurry var. Onun sebebi ise çok yer gezebilme imkanı var böyle bir imkan daha çok ve daha kaliteli fotoğraf üretme imkanı veriyor insana. Bu imkanların ülkemizin bazı yeteneklerine tevdi edilmiş olsa Steve McCurry’nin kariyerini ikiye üçe katlayacak birileri var ama maalesef imkanları yok.

Fotoğraf çekimleriniz esnasında başınızdan geçen bir anınızı Enderun Söyleşileri okuyucularıyla paylaşmak ister misiniz?

Rahmetli Tahir Büyükkörükçü hocaefendi vefatının 4. Yılına geldik. 2011 Mart’ın 5’inde vefat etmişti. Cenaze günü babam ve kardeşlerimle buluştuk ve fotoğraf makinemi evde bıraktım. Babam makineni niye almadın diye sordu bende Hocaya görevimizi yapamaz diye getirmedim dedim. Babam asıl vazifeni şimdi yapacaksın dedi ve makinemi yanıma almamı istedi. Cenaze namazını kıldıktan sonra kalabalığın ortasında Mevlana’nın orda cenazeyi bekliyoruz. Yaklaşık bir saat bekledikten sonra böyle bir ortamda kalabalığın içinde fotoğraf çekemeyeceği düşünerek Mevlana türbesini de karşıdan gören Balıkçılar otelin teras katına çıktım. Öyle farklı ve inanılmaz bir manzarayla karşılaştım ki heyecan ve şaşkınlığım bir süre gitmedi. Aşağısı öyle kalabalık ki yer sanki ayaklarımın altından kayıyordu. O anı 200 kere fotoğraflamıştım ama sadece 10 tanesi düzgün çıkmış. Çünkü heyecandan fotoğraflarda titreme olmuş. Hiç aklımdan çıkmayan manzarayı hatırladıkça o anı yaşarım.

Daha önce yurtiçi ve yurtdışında kazandığınız ödülleri birde sizden duyalım.

Fotoğraf Sanatı Uluslararası Federasyonu (FIAP) ‘ nun vermiş olduğu Fotoğraf Sanatçısı unvanına (Afiap) a 2014 sonu ile layık görüldüm. Benim için en önemli ödül Tahir Hoca’nın cenazesinde çektiğim fotoğrafından dünya inançları konulu bir yarışmada aldığım ödüldü. Daha sonra çoban fotoğrafımda sevdiğim ve sevindiğim kareler arasında çünkü o fotoğrafla National Geographic’ten başta olmak üzere bir çok ödül almakta çok gururlandırıcıydı.

Son olarak bu mesleğe atılmak isteyenlere tavsiyeleriniz nelerdir?

Öncelikle bu mesleğe atılacak kişilerin fotoğrafı sevmesi gerekiyor. Azim, kararlılık ve bana göre en önemlisi bir hocanın eteğine yapışıp ondan bilgi birikimleriyle tecrübelerini almak. Sevginin yanında bolca sabır ve samimiyet bu tutum insanı hem mutlu hem de bilgeliğe ulaştırır. Fotoğrafçı olmak isteyenlerin nasıl olurum sorusuna en iyi cevaptır. Başarı bunların arkasından gelecektir.

Sizin için aşağıdaki kelimeler ne ifade ediyor.Birer Cümle ile ;

• Konya : Diğer şehirlerin beyefendisi.

• Çocuk : Sevgi ve masumiyet

• Gençlik : Hareket ve enerji

• Eğitim : Akıl ve bilgelik

• Başarı : Sabır


Sanatçının Fotoğraf Çalışmalarını İncelemek için buraya tıklayınız


Proje Danışmanları:Serkan Karataş , İsmail Ekmekçi , Muhammed Hançer

Yorum Yaz