Dürtüsel Davranışlar:
Gençler sonuçları uzun vadeli düşünmek yerine, anlık hazlara odaklanmaya daha yatkındırlar.
Ergenlik dönemi, bireyin çocukluktan yetişkinliğe geçiş yaptırdığı; fiziksel, duygusal, zihinsel ve sosyal açıdan en hızlı değişimlerin yaşandığı kritik bir evredir. Bu süreçte genç, kimlik arayışı içine girer, bireyselleşme çabası gösterir ve akran grubunun onayını ve kabulünü çok önemli bir yere koyar.
Bu yoğun değişim dalgası, gençleri zaman zaman anlaşılmamış hissettirebilir, duygusal dalgalanmalara yol açabilir ve onları dış etkenlere karşı daha savunmasız kılabilir. Bu savunmasızlık dönemi, çeşitli bağımlılık türleri için de risk faktörlerini artırabilir.
Aşağıda, ergenlik döneminin doğası, bu dönemde sıkça karşılaşılan bağımlılık türleri ve bu süreçle baş etme yolları detaylıca ele alınmıştır.
Ergenlik, beynin özellikle karar alma, dürtü kontrolü ve geleceği planlama ile ilgili bölgelerinin (ön beyin/prefrontal korteks) gelişimini henüz tamamlamadığı bir dönemdir. Bu durum şu sonuçları doğurur:
Gençler sonuçları uzun vadeli düşünmek yerine, anlık hazlara odaklanmaya daha yatkındırlar.
Yeni deneyimlere açık olmak bu dönemin doğal bir parçasıdır; ancak bu durum zararlı alışkanlıkların denenmesine kapı aralayabilir.
Arkadaş grubu içinde kabul görmek ve “farklı” olmamak adına riskli davranışlara yönelme baskısı yoğun şekilde hissedilir.
Öfke, kaygı, yalnızlık veya neşe gibi duygular en uçlarda yaşanır. Stresle başa etme mekanizmaları henüz tam olarak oturmadığı için gençler yanlış kaçış yolları arayabilirler.
Her ergen bağımlı olmaz; ancak bazı etkenler riski önemli ölçüde artırır:
Aile içinde eleştirilme, anlaşılmadığını hissetme, aşırı baskıcı ya da tamamen ilgisiz tutumlar.
Riskli davranışları normalleştiren ve teşvik eden arkadaş çevreleri.
Kendini yetersiz hissetme, yalnızlık algısı ve duyguları ifade edememe.
Problemlerle yüzleşmek yerine onlardan kaçma eğilimi.
Ergenlik dönemini ve olası bağımlılık risklerini sağlıklı bir şekilde yönetmek için hem gençlere hem de çevrelerindeki yetişkinlere büyük görevler düşmektedir:
Gençleri yargılamadan, suçlamadan dinlemek; onların duygu ve düşüncelerine değer vermek en büyük koruyucu kalkandır.
Spor, sanat (resim, müzik, el sanatları vb.), tiyatro veya doğa etkinlikleri gibi gencin enerjisini doğru yönlendirebileceği ve kendini ifade edebileceği hobiler edinmesini desteklemek.
Dijital kullanımda veya günlük rutinlerde suçluluk psikolojisi yaratmadan, karşılıklı uzlaşıya dayalı sağlıklı sınırlar belirlemek.
Eğer gençte ani davranış değişiklikleri, okul başarılarında düşüş, uyku ve iştah sorunları, sürekli yalnız kalma isteği ve şüpheli maddelerle karşılaşma durumu fark edilirse, erken dönemde bir uzmandan (psikolojik danışman, psikolog veya çocuk-ergen psikiyatristi) destek almak hayat kurtarıcı olabilir.
Ergenlik dönemi, geçici bir fırtına gibidir. Doğru rehberlik, sevgi dolu bir yaklaşım ve güvenli sınırlar sayesinde bu dönemi sağlıklı bireyler olarak atlatmak mümkündür.